Money’s Too Tight To Mention 26 October 2008
Yazan Umut AYDIN, Kategori : Genel, İş Dünyası , trackback
Son zamanların gözde tartışma konusu dünya ve Türkiye ekonomisi. Ülkemizde son iki haftadır derinden hissedilen ekonomik dalgalanma terör, türban ve ergonokon gibi konuların tümünü gündemden indirmeye yetti. Netice itibariyle saydığım maddelerin tümünün kökü yine paraya dayanıyor özünde.
Son bir yıldır Amerikan ekonomisindeki gerileme ve geçtiğimiz aylarda patlak veren kredi krizinin dalgalarının tüm dünyayı etkileyeceği aşikar bir durumdu, az çok ekonomiden anlayan herkes Amerika ekonomisinin dünyada lider rolde olduğunu ve olası tüm hareketlenmelerin tüm dünya piyasalarında etki yaratacağını bilir. Ülkemizde olan şey bu etkinin beklendiği üzere ileri bir vakitte etki göstermesi.
Kredi krizi nereden çıktı?
Bu soruyu uzun uzadıya birçok iktisat ve ekonomik terimle yanıtlamaktansa herkesin anlayabileceği şekliyle ifade etmeye çalışayım. Uzun süredir duyduğumuz “mortgage krizi” diye nitelendirilen durum en basit haliyle vaktiyle insanlara ödeyebileceklerinin üzerinde sağlanan ev kredileri ve bu kredilerin yatırım bankaları arasında bir yatırım enstürmanı olarak kullanılması krizin bir numaralı tetikleyici unsurlarından. Zamanla büyük ölçüde geri ödemesi gerçekleşemeyen bu krediler yine bu krediler üzerine dönen sanal piyasaları sıkıtıya düşürdü. ABD’de tüketim alışkanlığı ülkemiz ve avrupa’dan biraz daha farklıdır. Zira borç günlük hayatta daima borçtur ancak hiçbir vatandaşın tüketim alışkanlığını değiştirecek nitelikte değildir. Şöyle ki; bir Amerikalı ev kredisini ödemese dahi dolabında etiketi üzerinde kıyafetlerinin bulunması kendisini rahatsız etmez.
2001′den bu yana yaşanan ekonomik daralma ödeme güçlüğünü ortaya çıkardı fakat alışkanlıklar değişmediğinden borçlanma oranı gittikçe arttı. Amerika’lılar bundan elbette ders aldı. Bakınız petrol tüketim oranındaki düşüş, küçük arabalara hızlı dönüş (Ford F-250′nin satışlarının bir senede %25′e yakın değer kaybetmesi) elbetteki bunların göstergeleri.
Bütün bu kredi açığı en başta mortgage temelli yatırım şirketlerini vurdu ve en büyüklerden Fannie Mae/Freddie Mac‘i vurdu. Bu çöküş elbette herkes tarafından tahmin edilen ilklerdendi zira devlet eliyle kurulan Fannie Mae özellikle 90′lardan itibaren düşük gelirli vatandaşlara mortgage hizmeti sunmaktaydı. Sıra mortgage’den sanal piyasa üreten şirketlere gelmişti…
Amerika’nın en büyük dörtlüsü Goldman Sachs, Morgan Stanley, Lehman Brothers ve Bear Stearns gibi yatırım bankaları gayet cazip olan menkulkıymetlendirilmiş mortgage kredileri yüzünden zor günler yaşamaya başladılar. Netekim bunlardan Lehman Brothers kurtarılamayarak iflasa sürüklendi. Lehman Brothers’ın kurtarılmaması çoğu uzman tarafından haklı bir tepki gördü, fakat bir diğer kesim yatırım bankalarının yaptıklarının sorumluluklarını çekmelerinden yanaydı.
Amerika Merkez Bankası’nın (FED) bu kararının ne denli yanlış olduğu geçtiğimiz haftalarda bir kez daha açığa çıktı. Fakat FED başkanı Bernanke‘nin yorumu Lehman Brothers’ın kurtulabilme çizgisini çoktan geçtiği yönündeydi.
Bernanke’nin özellikle son iki yıldır yürüttüğü yanlış stratejiler, resesyonu görmezden gelme çabaları ve yaptığı mantık dışı açıklamalar da bu krizin öncelikli sebeplerinden sayılabilir. Zira bundan bir sene evvel yaptığı bir açıklamada Amerika’da ciddi bir enflasyon tehlikesinin varlığından ve ABD şirketlerinin bu doğrultuda enflasyon muhasebesi yapmalarına zorlaması Morgan Stanley tarafından aynı günde “gülünç” olarak nitelendirildi. Bernanke’nin bu açıklaması gerçekten gülünçtü zira ABD ekonomisi teknoloji temelliydi ve teknoloji temelli ekonomilerde enflasyon olasılığından tehlike olarak söz etmek pek mantık olasılığında değildir. Bakıldığında bugünkü krizin daha derine inmemesinin temel sebebi de enflasyonun olmamasıdır. Paranın anlamsız değer değiştirmesi bir yana mal bedellerindeki fiyatlandırmanın düşüşü bugün enflasyon olasılığını azaltan etkenlerin başında gelmekte.
Türkiye’nin Kriz Tablosu?
Her ne kadar gerçekleşen kredi krizinin ülkemizde bir senaryosu bulunmasa da domino etkisi, likidite sorunumuz ve hükümetin bu durum karşısında tutarlı bir politika izlememiş olması son bir haftada ekonomimizi oldukça hırpaladı.
Olan biten karşısında “bankaların kulağını çekmek” gibi oldukça etkili bir tedbir düşüncesinde olan siyasi iradenin bu tip özünde bir hikaye bulunmayan ortamlarda dahi ekonomi yönetebilmesi oldukça gülünç olurdu zaten. Yıllardır “senelik büyüme hızımız mükemmel, birçok Avrupa ülkesinden daha ilerideyiz” ifadesiyle insanları uyutulmaya çalışılmakta, tabii ki büyüme oranımız birçok Avrupa ülkesinden yüksek olacak, Almanya gibi büyümesini tamamlamış, olgun bir ekonomiyle Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomin büyüme oranlarını karşılaştırmak çocuk kandırmaktan öteye gitmez. Neden bu rakamların Çin, Hindistan ve Kore gibi ülkelerle karşılaştırılmadığı sorusunu da zaten kimse sormayı akıl etmez. Artan cari açığı hiç söylemeye bile gerek yok.
Son döviz dalgalanması ve borsanın düşüşü de Hedge fonlarının ülkeyi terk edişine bağlandı. Senenin bu ayları (Kasım’dan evvel) bu fonların piyasalardaki menkulkıymetlerini topladığı tüm ekonomistler tarafından biliniyor, elbette bu büyük bir etken, fakat kırılgan Türk ekonomisinin bu denli sert hareketlere girmesinin temel sebebini işgal etmemekte.
Gelecek?
Biraz kötümser olacak ama kendi fikrimce kapitalizm buzul çağına girmeye başladı. 2001 çöküşünden bu yana gelen sana ekonomi ileriki tarihlerde yerini daha çok reel ekonomiye bırakacak, elbette kapital ve kapitalizm kavram olarak asla ortadan kalkacak terimler değil, yalnızca gündelik yaşamın şekli değişecek. Elbette buğday verip altın almayacağız veya 1. Dünya savaşı öncesi Almanya’sı gibi barter’a dönmeyeceğiz. Fakat bir gün market alışverişiniz sonunda kredi kartının artık geçerli olmadığı bir dünyayı görme ihtimalimiz de yok değil.
Kimsenin henüz dile getirmediği çok büyük sorunlardan biri ve bence ikinci krizin tetikleyicisi Amerika’daki kredi kartı borçlanma oranı; ki tarihin en yüksek seviyelerinde seyretmekte şu anda. Mortgage taksitlerini ödeyemeyen insanların kredi kartlarına uyguladığı baskılar ödemelerini bir ay olsun kaçıran ABD’lilere yaklaşık aylık %30 faiz olarak geri döndü. Mortgage’den farklı olarak kredi kartı borcunun kötü yanı bir ipotek karşılığında verilmemiş oluşu. Önümüzdeki günlerde kredi kartlarıyla ilgili olarak sıkça haberler duyuyor olacağız nasılsa.
Döviz Türkiye’de olması gereken rakamlara oturacak, dolar için 1.7 seviyeleri oldukça fazla diye düşünüyorum ama 1.6 bandında seyredecektir, dünyadaki petrol fiyatlarının ani düşüşü de önemli bir etken olacaktır zira 2009 başı için herkesin tahmini 80-90 bandıydı, OPEC’in üretimi kısma gibi önlemleri tekrar petrolün normal seyrinde izlemesini sağlayacaktır.
Ülkemiz için enerji özellikle bu kış için biraz sıkıntılı olabilir zira halihazırda BOTAŞ’ın borçlarını toplayamamasından mütevellit yeterince nakitinin olmadığı söylentisi kol gezmekte.
Bütün bunlarla birlikte Bilişim sektörümüzde her ne kadar kriz bahane edilip bazı büyük projelerin durdurulduğu söylentisi dolaşsa da hizmet ve servis odaklı alanlarda bunu pek yaşıyor olduğumuzu söyleyemeyiz. Ancak doların bu seyri özellikle donanım sağlayıcılar ve entegratörler için büyük sıkıntılı, bu sebepten belli başlı tasarruf tedbirleri alınacaktır ister istemez kamu ve özel sektörde, fakat bunların mevcut projelere yansıyacağı yönünde bir işaret göremiyorum.
Biz servis ve hizmet sağlayıcılar için büyük sıkıntı şimdiye kadar dolar bazlı ücretlendirilmelerimizin müşteriler tarafından YTL’ye geçiş için zorlanmaları ki; bu da bizim gibi kuralların belirli olduğu dış menşeili kurumlar için oldukça zor.








Yorumlar»
doğrusunu söylemek gerekirse türkiyenin dış ülkelerden daha az etkilendiğini düşünmüyorum, aksine çok derin ve gizli bir kriz var manuplatif mudahaleler ile gizliliğini koruyor.
Şuan Secime 4 ay kalmasından dolayı neyin ne olduğunu Açıklamıyolar.
Teğet Geçti diyorlar umarım öledir